Günün Mesajı

29/06/2016 - RAB’BİN SİZE ÖĞRETTİKLERİNİ TERK ETMEYİN

Rab, Yahuda Kralı Yehoyakim'i ve Tanrı'nın Tapınağı'ndaki bazı eşyaları Nebukadnessar'ın eline teslim etti. Nebukadnessar bunları Şinarülkesine götürüp kendi ilahının tapınağının hazinesine yerleştirdi.

Daniel 1:12

Şadrak, Meşak ve Abed-Nego’nun yaşamları eğer kraliyet yemeğinden yememeye karar vermeselerdi çok daha farklı olabilirdi. Eğer durum böyle olsaydı büyük bir ihtimalle onların adını hiç duymazdık. Rab’be gelmiş birçok kişinin adını duymayacağız çünkü onlar imanlarının tehlikeye girmemesi için vermeleri gereken doğru kararları vermemiş olacaklar.

 

Bu genç adamlar Rab’bin yasasını iyi biliyorlardı. Kralın sarayında servis edilen yemeğin yasak yemekler olduklarının farkındalardı. Bu yüzden de onu yememeye karar verdiler. Bu hayatta yapabileceğimiz en iyi şey Rab’bi layıkıyla onurlandırmaktır.

 

Mısırlı Yusuf Rab’bin hizmetkarlarından biriydi ve o başarıya giden kestirme yolları seçmedi. Bu yüzden de sonsuza kadar yanacak olan göllere atılmadı. Eğer efendisinin karısıyla ilişki yaşasaydı şeytani tuzaklara düşecekti (Yaratılış 39.6-20). O zamanın en büyük ve güçlü imparatorluğunda sözde ‘’iyi bir hayat’’ bile sürebilirdi ama böyle olsaydı onun hakkında duyduğumuz tek şey gerçekten ne kadar çok uzaklaştığı olurdu.

 

Yahudi genç adamlar yetkili ile konuşurlarken son derece naziklerdi. Rab’be ait olduğumuz gerçeği bizi kaybolmuş olanlara züppelik etme hakkını vermez. Onlar anlayışımızı, nezaketimizi ve Hristiyan sevgisini hak ederler. Bizler tek gerçek Rab’bin elçileriyiz; bu Rab bizzat Sevginin kendisidir (1. Yuhanna 4.8). Unutmayın, eğer kaybolmuşlara bilgece yaklaşırsak onların ruhlarını Kutsal Babamıza kesinlikle kazandırırız.

 

Züppelik yerine bilgelikle hareket ederek bu genç adamlar haklı olduklarını oradaki insanların görmelerini sağladılar. Rab’bimizin sözüne uygun hareket ettiğimiz müddetçe her zaman haklı oluruz. Kim olduğumuzu ve kime ait olduğumuzu kanıtlamamıza gerek yoktur. Biz O’nu onurlandırdığımızda Rabbimiz de bizi onurlandırır.

 

Durum ne olursa olsun Rab’bin her şeyi gördüğünü asla unutmamalısınız. Gerçek Hristiyanlar gibi davranıp davranmadığımızı gözetleyen gizli küçük kameralar aramamıza gerek yoktur. Rab her şeyi görebilir ve iyi bir tanıklık verdiğimiz sürece her zaman ödüllendiriliriz.

 

Büyücü Simun Petrus’a para teklif ederek şu istekte bulunmuştu: Bu gücü bana ver ki el koyduğum herkes Kutsal Ruh’u alsın. Bu isteğine karşılık olarak ‘’paran da yok olsun sen de’’ cevabını almıştı (Elçilerin İşleri 8.18-25). Tanrısal işe dahil olmak için rüşvet vermemelisiniz.

 

Rab’be ait olan hiçkimse ya da hiçbir şeyi şeytanı memnun edecek bir pazarlığa malzeme yapmayın. Rab’bin size öğrettikleri terk etmeyin. Bir gün Rab’bin Sözünde öğrendiğiniz derslerin sahip olduğunuz en iyi bereketler olduğunu göreceksiniz. Hizmetinizi bırakmayın. Onun yürütülmesi büyük bir bedel gerektirse bile sizi bu hizmete atayan Rab’dir. Cesur olmalısınız çünkü En Yüce Olan önünüzde kapılar açacaktır. Durum ne olursa olsun Kutsal Babamıza sadık kalın.

 

İsa’nın sevgisiyle,

 

Doktor Soares